17 Nisan 2013 Çarşamba

Gülmek Ağlayamadıklarına



Hayır dedim,şimdi değil.
Daha zamanı var.
Hani hiçbir sebep yokken,sebeplenirsiniz her şeyden ve gidersiniz bilinmezliklere..Yalnızlıklara..Yalnızlığı demlemek gerekir bazen bir çay gibi.Çökmesini beklemek gerekir onu yaşamak için,içmek için.
Zaman...Birazcık zaman dedi,kız önce.Sonra bekleyecek mi acaba dedi kendi kendine,bekleyebilir mi bu kadar zaman?Sevmese yahut hiç güvenmese belki de bırakıp gidecekti..Ama seviyordu,ama güveniyordu.Ama kaybediyordu yavaş yavaş.Zorlamalar kaybettirir insanı dedi bir zaman sonra.Kalbin seni zorladığında,yüreğin duvarlarına sığmayıp taştığında seni zorladığında kaybetmez misin sen de?Yaşamı,kendini,sevdiklerini,benliğini,özünü...Her şeyin birer birer kayıp gitmez mi ellerinden?
Bir gün..Belki de bir güne sığdırılmış hayatlar böyle yapıyordu insanı,dedi sonra.Sokağın ortasında sağa mı sola mı gideceğini bilemedi.Oradan buradan gelen bir melodiye kaptırdı kendini.Şarkıda diyordu ki "Bir gün dönüp bakınca düşler içmiş olursa yudum yudum yudum yılları."
Düşündü,sustu,dudakları kurudu,gözleri nemlendi.Neden sonra güldü ki?
Yoksa düşleri tüm yıllarını alıp götürmüş müydü?
Kim bilir...
İşte hiçbir sebep yokken kaybolmuştu yine bir sokak ortasında.
Düşünmüştü.
Susmuştu.
Dudakları kurumuştu.
Gözleri nemlenmişti.
Gülmüştü.
Gülen insanların kadersizliği onu da vurmuştu.Güldü ağlayamadıklarına..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder