Hayır dedim,şimdi değil.
Daha zamanı var.
Hani hiçbir sebep
yokken,sebeplenirsiniz her şeyden ve gidersiniz
bilinmezliklere..Yalnızlıklara..Yalnızlığı demlemek gerekir bazen bir çay gibi.Çökmesini beklemek gerekir onu yaşamak
için,içmek için.
Zaman...Birazcık
zaman dedi,kız önce.Sonra bekleyecek mi acaba dedi kendi kendine,bekleyebilir
mi bu kadar zaman?Sevmese yahut hiç güvenmese belki de bırakıp gidecekti..Ama
seviyordu,ama güveniyordu.Ama kaybediyordu yavaş yavaş.Zorlamalar kaybettirir
insanı dedi bir zaman sonra.Kalbin seni zorladığında,yüreğin duvarlarına
sığmayıp taştığında seni zorladığında kaybetmez misin sen de?Yaşamı,kendini,sevdiklerini,benliğini,özünü...Her
şeyin birer birer kayıp gitmez mi ellerinden?
Bir
gün..Belki de bir güne sığdırılmış hayatlar böyle yapıyordu insanı,dedi
sonra.Sokağın ortasında sağa mı sola mı
gideceğini bilemedi.Oradan buradan gelen bir melodiye kaptırdı kendini.Şarkıda
diyordu ki "Bir gün dönüp bakınca düşler içmiş olursa yudum yudum
yudum yılları."
Düşündü,sustu,dudakları kurudu,gözleri nemlendi.Neden sonra
güldü ki?
Yoksa düşleri tüm yıllarını alıp götürmüş müydü?
Kim bilir...
İşte hiçbir sebep yokken kaybolmuştu yine bir sokak
ortasında.
Düşünmüştü.
Susmuştu.
Dudakları kurumuştu.
Gözleri nemlenmişti.
Gülmüştü.
Gülen insanların kadersizliği onu da vurmuştu.Güldü
ağlayamadıklarına..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder