Ben böyle değildim. Durmazdım hiç mum ışığında. Korkardım çünkü karanlıktan. Korkardım çünkü birilerini hatırlamaktan. Korkardım tüm şiirlerde,tüm şarkılarda kendimi bulmaktan. Sonra bir şey oldu. Bir rüzgar içimi,bir şarkı kalbimi doldurdu. Kendimi bulmaya başladım. Bir yolculuktu bu. Engebesi bol,anıları çok bir yoldan geçtim. Anılarım birer birer kırılıp dökülmeye başlayınca yaklaştım kendime. Buldum. Ama bulduğum yerde anılarım birikmiş halde beni bekliyordu,kimisi yırtık,kimisi silik,kimisi yorgun. Ama hepsi vardı,silik de olsa,siyah beyaz da olsa duruyordu karşımda. Gitmek kolaydı o an,kalmak zor. Ben zoru seçtim. Kaldım. Ben bu yolu aşmaya çalışırken herkes bir şeyler söylüyor,bir şeyler savuruyordu yüzüme. Herkesten uzaklaşmış,herkesten koşmuş kendimi bulmuştum. İnanın bana kendinizi bulmanız kolay olmuyor. Herkesten gidiyor,herkesten kaçıyorsunuz. Sığınacak yer arıyor ama bulamıyorsunuz. Birileri bir şeyler savuruyor size. "Sana ne oldu böyle,sen böyle değildin." diyorlar,aldırmıyorsunuz. "Yorgunum." diyorsunuz. "Biraz da uykusuzum." ekleniyor cümlelerinize. Sonrası rahatsınız bir süre. Ve bir şeyler oluyor,birileri anlatıyor anlatıyor anlatıyor durmadan. Dinliyorsunuz. Dinledikçe bitiyor,yitiyor,gidiyorsunuz. Çünkü bilmiyorsunuz o ana kadar hiçbir şeyi. Anlatılanlar sizi derin düşüncelere sokuyor. Soruyorlar. "Kafam karışık." diyorsunuz. "Ama neden?" "Ama niçin?" "Neden kafan karışık?" soruları ardı ardına sıralanıyor. Kulaklığınızı takıp kendinizi dinliyorsunuz,onlar duymuyor. Sizi bir bilseler,anlayacaklar neden böyle yaptığınızı. Yaşadıklarınızı,hissettiklerinizi,hissettirdiklerinizi bir bilseler anlayacaklar. Ama bilmiyorlar. Anlatmak istemiyorsunuz hiçbir şeyi. Sadece dinlemek istiyorsunuz. Evet seni de sadece dinleyeceğim,bir şey demeden dinleyeceğim. Ölümler çıplak gelir bunu çok iyi bilirim. Kaç defa gözümün önünde ölen insanlar gördüm ben. Anlatmayın bana ölümü. Bunu defalarca anlatmaya çalıştınız. Ölümün ne olduğunu herkes bilir. "Yaşamayan bilmez." lafı burada geçerli değildir. Çünkü asıl yaşamayan bilir,ölü bir beden bilir. Ölenler yaşamıyordu öyle değil mi? Bakmayın söylediklerime. Anlamak zorunda değilsiniz. Dedim ya "Ben böyle değildim."
***
Çok değiştim...
24 Kasım 2013 Pazar
23 Kasım 2013 Cumartesi
Bir Rüzgar Eserse Pencereme
Bir gün bir rüzgar penceremin perdesini havalandırır mı acaba? Çok merak ediyorum. O rüzgar bir kere esti yüzüme yüzüme. Aldırış etmedim. Bir daha esmek istese odamın ta içine alabilirdim ama bir daha geri dönmedi ya da geri dönmek istemedi. Aslına bakacak olursan,o esmek istedi ben istemedim. İnsanoğlu işte,her zaman aynı değil ki. Bilemezdim o rüzgarın bana esmesini isteyeceğimi,hem de hiç bilmezdim. Aklımın ucundan geçecek en son şeydi belki de.
***
Bazen insanları yanlış tanırsınız,başkaları size yanlış anlatır. Oysa ki onları hiç dinlememeliydim. Mesela,siz bir şarkıyı çok seviyorsunuz ama biri geliyor o kadar kötülüyor ki şarkıyı bir daha dinleyesiniz gelmiyor. Tüm şarkı listelerinizden,zihninizden,bedeninizden,kulağınızdan siliyorsunuz. Sonra öyle bir an geliyor ki keşke silmeseydim o şarkıyı,keşke hep dinleseydim uzaktan bile olsa dinleseydim diyorsunuz. Hayat işte bu anlardan ibaret. Başkalarını dinlemek,başkalarının dediklerini dikkate almak ve onların deyimleriyle yaşamak sizi ne kadar mutlu edebilir ki? Hiç dinlemeyin demiyorum. Dinleyin ama onlar-mış gibi yaşayarak devam edemezsiniz hayatınıza.
***
Diyorum ki yani,yaşa. Nasıl yaşarsan yaşa. Ama herkes-miş gibi yaşayamayacağını ve bir gün pencereni eskimiş bir rüzgarın havalandırmasını isteyeceğini asla unutma. Kulağınızdan şarkınız,pencerenizden rüzgarınız eksik olmasın..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
