***
Yaşanmışlıkları nasıl unutuyor ki insanoğlu?Peki ya yaşanmamışlıklar?
İkisi de aynı aslında,pek bir farkları yok.Birisi geçmişinde,biri geleceğinde yer alıyor ve unutulmuyor.Unutamazsın ey insan,ne yaşarsan yaşa unutamazsın.Unutmak için türlü şeyler denersin,bulursun kimi zaman.Sonra birden bir şey çıkar karşına her şey tekrar gelir aklına.Silemezsin geçmişini.Silmek isteyeceğin geçmişini yaşanmışlıklarına eklemesene o zaman,ne duruyorsun daha?
***
Türlü türlü silinecek yaşanmışlık yaratmaya çalışıyorsun.Uğraşmasana.
Yapamazsın,yapamayacaksın.
***
Her şeyi biliyorsun,biliyorum,öğreniyorum.
Öğretiyorlar.
Her şeyi yavaş yavaş öğretiyorlar bana;çünkü öyle öğrenince daha kalıcı oluyormuş.Bu yüzden yavaş yavaş geliyorsunuz ama birden gidiyorsunuz değil mi?
Gelin,gidin.Gel git'ler yormaz sizi nasıl olsa..
***
"Ne geçmiş tükendi ne yarınlar.Hayat yeniler bizi.Geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar." yankılanıyor şu günlerde kulağımda.Gerçekten de yaklaşan fırtınadan,yükselen dalgadan yıllardan sonra yollardan sonra şarkı söyleyecek miyim çocuklarla şen?Denizlere ulaşacak mıyım?Bu kuru soğuk,bu kızgın sıcak bitecek mi bir gün?
***
Biter elbet,diner bu susuzluğum.
Ama dinsin bir çölde,bir kuru ayazda bitsin bu susuzluk.
Yani diyorum ki git ve bir daha gelme.Gelsen ne çıkar ki?Hayat yeniler hep bizi.Eskiler yiter gider.Susuz kalsam ne çıkar ki,sabahlar yine geceye geceler yine sabaha çıkmayacak mı?
Çıkacak elbet.
Ama nasıl?
***
Nasıl olacağını boşver de asıl'sız olacak bu sefer susuzluğum.
Sus'suzluğum.
Sus'muşluğum.
Susmayışım.
Haykırışım.
Her şey asıl'sız bu sefer en az sen ve ben kadar,Asıl'sız.
...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder